« Önceki | Sonraki »

2/7/2009

Michael Jackson'ın vasiyetnamesi



7 Temmuz 2002 tarihli vasiyetnameye göre Michael Jackson tüm servetini, vasiyetnamede adı geçen 3 çocuğunun bakımını üstlenen annesi Katherine Jackson'ın hak sahibi olduğu Michael Jackson Aile Vakfı'na bıraktı.

Vasiyetnamesinde gerektiğinde 79 yaşındaki annesinden sonra, Amerikalı ünlü şarkıcı, müzik yapımcısı ve oyuncu Diana Ross'u çocuklarının bakımı için vasi tayin eden Jackson, eski eşi Debbi Rowe'u mirasından mahrum etti.

Vasiyetnamenin yazıldığı tarihte sanatçının servetinin 500 milyon dolardan fazla olduğunun tahmin edildiği ve servetinin çoğunun “gayrimenkuller ve çeşitli kuruluşların hisselerinden” oluştuğu belirtildi.

Öte yandan sanatçının 25 Haziran'da ölümünden bu yana albümlerinin satışında patlama görüldüğü belirtildi.

ABD ve Kanada'da müzik ve video ürünlerinin satışı hakkında bilgilendirme sistemi olan Nielsen SoundScan, sanatçının ölümünden bu yana 3 albümünde satış rekorları kırıldığını ve ABD'de 2.3 milyon şarkının internetten indirildiğini kaydetti.

Jackson'ın albüm satışlarının bir hafta önce 10 bin civarında olduğu, pazar gününden bu yana ise bu rakamın 422 bine ulaştığı belirtildi. Bu haftaki satış rakamının, bu yılın başından 21 Haziran'a kadar olan sürede satılan bütün Jackson albümlerinden daha fazla olduğu kaydedildi.

Satışında patlama görülen 3 albümün “Number Ones”, “Essential Michael Jackson” ve “Thriller” olduğu belirtildi.

18/6/2009

Francesc Fàbregas

Blogda bu kez bir futbol yazısı paylaşmak istedim,umarım beğenirsiniz...
Arsenal'li genç İspanyol’un futbol ve Barcelona sevgisini anne ve babası şöyle anlatıyor: “Yürümeye başladığı ilk günden beri oynamak istediği tek şey futbol topuydu. Özel günlerinde O’na farklı şeyler hediye etmeye çalışsak da en sonunda elimizde yine futbolla, özellikle de Barcelona ile ilgili bir şey oluyordu. Belki de bizi hediye derdinden kurtardığı için Barça Store’a bir teşekkür borcumuz var.”

 

         Francesc Fàbregas Soler 4 Mayıs 1987 yılında İspanya’nın Katalunya Bölgesine ait Arenys de Mar’da dünyaya geldi. İlk maçına futbol aşığı dedesi ile birlikte henüz 9 aylıkken giden küçük Cesc, her Katalan çocuk gibi koyu bir Barcelona taraftarıydı. Bir süre CE Mataró’nun genç takımıyla antrenmanlara çıktıktan sonra, hayallerini süsleyen Barcelona’nın genç takımına transfer oldu. Burada defansif orta saha olarak görev yapmasına rağmen, sezonda 30’dan fazla da gol atıyordu. Genç takımda gösterdiği iyi performansa rağmen yaşının küçük olması sebebiyle Barcelona A Takımına yükselemeyen Fàbregas, kendisine yakın zamanda A Takım’da şans vermeyi planlayan Arsenal’e 2003 Eylül’ünde 2.25 milyon pound karşılığında transfer oldu.

 

         Londra’daki ilk günlerinde oldukça zorlandığını belirten genç futbolcu sözlerine şöyle devam ediyor: “Her günüm birbirinin aynıydı. Antrenman veya İngilizce dersimin olmadığı zamanlarda bütün günü odamda geçiriyordum. Kaldığım odada sadece biraz kıyafetim, bir bilgisayarım ve PlayStation’ım vardı. O zamanlar en büyük eğlencem PlayStation’dı dersem yanlış olmaz. Senderos da benimle aynı yerde kalıyordu ve İspanyolca bildiğinden bana yardımcı olmaya çalışıyordu.”

 

         Fàbregas, Arsenal A takımında forma şansını ilk kez 2003 Ekim’inde bir lig kupası maçında buldu ve böylece Arsenal’in tarihi boyunca A takımında oynamış en genç oyuncusu oldu. Bütün bir sezonu sadece lig kupası maçlarında oynayarak geçiren genç futbolcu, 2003-04 sezonu boyunca ligde yenilgi yüzü görmeyerek şampiyonluğu hak eden Arsenal adına madalya alamadı.

 

         İlk lig maçına Manchester United karşısında 2004-05 sezonunda çıktı. Sonrasında Vieira, Edu ve Gilberto Silva’nın ardı ardına sakatlanması sebebiyle hem FA Cup’ta hem de Premier Lig ve Şampiyonlar Ligi’nde daha fazla forma şansı buldu ve aynı sezon FA Cup Finali’nde Manchester United’ı penaltılarla eleyerek şampiyon olan Arsenal’le birlikte kupa kaldırmanın heyecanını yaşadı.

 

         2005-06 sezonunda Vieira’nın Juventus’a gitmesinin ardından gözler genç İspanyol’un üstündeydi. Vieira’nın aksine Fàbregas’ın daha dar bir alanda etkili olması ve sakin oyunu kimilerinin kafasında soru işareti yaratıyordu. Ancak O, özellikle Şampiyonlar Ligi maçlarında Real Madrid ve Juventus’a karşı ortaya koyduğu üstün performansla Fransız oyuncunun yerini hakkıyla doldurabileceğini göstermiş oldu ve özellikle İspanyol kulüplerin dikkatini üzerine çekti. 2006 Yaz transfer döneminde Fàbregas’la ilgilendiğini resmi olarak açıklayan Real Madrid’e Arsene Wenger’in cevabı gayet netti: “Cesc kesinlikle satılık değil; O, bu takımın geleceği. Bu yüzden gelen ve gelecek olan hiçbir teklifi değerlendirmeye almayacağız.”

 

         Arsenal’deki ikinci yılında bu derece parlayan genç yıldızın İspanya A Milli takımında da değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getiren Luis Aragones, Fàbregas’ı bir hazırlık karşılaşması kadrosuna dâhil etti. Maç sonrasında genç futbolcuyla ilgili yorumlar gayet olumluydu. Aragones tarafından 2006 Dünya Kupasına da çağrılan Fàbregas, böylece İspanya’nın dünya kupalarındaki en genç oyuncusu oldu. Bu kupadaki performansıyla Gillette’in sponsorluğunu yaptığı “En İyi Genç Oyuncu” ödülüne aday gösterildi ancak ödülün sahibi Lukas Podolski oldu.

 

         Genç Arsenal’in yavaş yavaş tecrübelenmeye başladığı 2006-07 sezonunda ise Fàbregas, artık takımın kilit oyuncularından biri haline gelmişti. Tüm Premier Lig maçlarında forma giymiş ve yaptığı 13 asistle ligin en çok asist yapan 2. oyuncusu olmuştu. Her ne kadar Arsenal bu sezonu yine kupasız tamamlasa da, Fàbregas bireysel olarak TuttoSport tarafından verilen “Golden Boy” ödülüne layık görüldü. Bunun dışında UEFA tarafından hazırlanan “Yılın Takımı” kadrosunda yer aldı ve Arsenal taraftarları tarafından % 60’lık oy oranıyla “Sezonun En İyi Futbolcusu” seçildi.

 

         Thierry Henry’nin Barcelona’ya gidişi ve Wenger’in de takımdan ayrılacağı yönündeki söylentiler sebebiyle 2007-08 sezonuna belirsizlik içinde giren Arsenal adına Fàbregas artık her zamankinden daha önemliydi. Beklentilerin farkında olan genç futbolcu ise zorluklarla en iyi şekilde mücadele edebileceğinden emin olduğunu belirtiyor ve Barcelona’ya transfer olacağı yönündeki söylentilere şöyle cevap veriyordu: “Bir Barcelona taraftarı ve eski bir Barcelona oyuncusu olarak bu transfer teklifinden gurur duydum ancak şu an tek isteğim Arsenal’de tüm kupaları kaldırabilmek.”

 

         13 gol ve 24 asistle Arsenal’deki en iyi sezonunu geçirmesine rağmen yine kupa kaldıramadan tamamladığı 2007-08 sezonun ardından Fàbregas, İspanya’nın şampiyonluğuyla sonlanan Euro 2008’in yolunu tuttu. Genç İspanyol Rusya’ya attığı golle A Milli Takım’daki ilk golünü kaydetti ve attırdığı goller ve turnuva boyunca gösterdiği çaba sayesinde “Turnuvanın En İyi Takımı” kadrosunda yer aldı.

         Futbolunu geliştirmenin yanı sıra akademik hayatına da önem veren Fàbregas, boş zamanlarında mümkün olduğunca ders çalıştığını söylüyor: “İngiltere’ye geldiğimde henüz 16 yaşındaydım. Dersleri bir yana bırakıp futbola ve İngilizce’ye odaklanmak zorunda kaldım. Ancak şu an her şey kafamda daha net. Ne kadar antrenman yapmam ve dinlenmem gerektiğini biliyorum. Böylece matematik ve edebiyat çalışmaya da zaman ayırabiliyorum. Dürüst olmak gerekirse, PlayStation oynamayı tercih ederim ama bazen hoşlanmasanız da bazı şeyleri yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bunu kendim ve ailem için yapmam gerektiğine inanıyorum. Henüz 20 yaşındayım ve futbolda her an her şey olabiliyor. Futbolculuk kariyerinin de çok uzun sürmediğini göz önünde bulundurmak lazım. Küçükken Ronaldo’yu izlemek için Barcelona’nın maçına gittiğimi hatırlıyorum. O zaman daha henüz 20 yaşındaydı. Şimdi ise neredeyse kariyerinin sonlarında. Zaman biz futbolcular için çok hızlı ilerliyor.”

         2008-09 sezonuna sakatlığı nedeniyle iki hafta geç başlayan Fàbregas, yeni sezonla ilgili umutlu ve iddialı konuşuyor: “Kimseden korkmuyoruz. Bundan önceki sezonlarda her takımı yenebileceğimizi gördük. Bir daha yenebileceğimize inanmamamız için de herhangi bir sebep yok. Kalitemiz ve deneyimimiz ortada. Artık yeni kupalar peşindeyiz.”

29/4/2009

GENELKURMAY BAŞKANI İLKER BAŞBUĞ'DAN SAMİMİ AÇIKLAMALAR

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bir konuştu pir kornuştu. Ergenekon'dan terör örgütü PKK'ya, kazılardan çıkan silahlardan, bedelli askerliğe, GATA'dan darbe günlüklerine, Afganistan'dan Irak'a kadar daha bir çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Saat 11.00'de Genelkurmay Başkanlığı'nda yapılan gazetecilerle sohbet toplantısı saat 13.15'te sona erdi. Bir saatlik süre soru ve cevapların ve gündemin de yoğun olması nedeniyle sarktı.

Satırbaşları:

ELİNE LAV SİLAHI ALDI: Şimdi lav silahını gösterelim. Silah değil mühimmat. (Eline lav slahı alarak silahı anlatmaya başladı) İkinci konu mühimmat. Bulunan mühimmatlarda önem arzeden lav mühimmattır. El bombası mühimattır. Mühimmatı bir kere kullanırsınız biter. Bunlarda sadece kafile numarası var. Her mühimmatın silahlarda olduğu gibi numarası yok. Kafile numarası var. 6000 lav üretilir. Ve bu 6 bin lava aynı numarayı veriyor. Elimdeki lav içindeki toket ateşlenmiş alüminyum lav. Buna bir roket koyarak ikinci kez kullanamazsınız.

SİLAH ORDUNUN NAMUSU: "Silah ordunun namusudur. Bunu net olarak ifade etmek isterim. Silah kavramıyla TSK arasında bağlantı kurulmaya çalışılıyor. Kesinlikle doğru değil.

BOŞ LAV SİLAHLARINI NİYE GÖMDÜLER: 200 metre mesafede
kullanırsanız 30 cm zırhı deler. Boş lav genelde yakılır. Beykoz Poyrazköy’de 5 tane boş lav paketlenmiş olarak kazıda bulundu. Gömülmüş. Bunu kullanamazsınız. Acaba bunu yapanlar kim bilemiyorum bu 5 tane boş lavı niye gömdüler? Ben bunu açıklamakta zorluk çekiyorum.

SİLAHLARIN KAYNAĞI NE? : Ele geçirilen silahlar iç güvenlik operasyonları sırasında kaybolmuş olabilirler. Örneğin komando operasyona gidiyor el bombasını hatıra olarak saklıyor. Her iddia üzerine askeri savcılığı harekete geçiriyoruz. Yarbaya ait silah ve mühimmat iddiası askeri savcılık tarafından soruşturma açıldı ve tamamlanmak üzere. Poyrazköy'deki kazıyla ilgili de soruşturma açıldı.

IRAK'TAN GELMİŞ OLABİLİR

Askeri birliklere gönderilen silah ve mühimmatla ilgili check ediyoruz.
Alınan raporlar ve ani değerlendirme sonuçlarını paylaşmak istiyorum. Mühimmat eksiğimiz gözükmüyor. Nereden geldi? Irak'tan alınmış olabileceğini değerlendiriyoruz. Irak her açıdan problem. 4-5 sene önce Irak'ta sokakta doçka uçasavar silahını çantanıza koyup getirebilirsiniz. Tedariki çok kolay.

KAFİLE NUMARASI YERİNE STOK NUMARASI

Geçen yıldan beri mesafeler aldık. El bombaları ve lav önemli mühimmat. Her lav ve bombaya özel stok numarası işlemi başlandı. Envanterede olan silahlara bunu yapmak kolay mı? Bütün imkanları zorluyoruz. Kafile numara sistemi değişmiştir. Mümkün olan en kısa sürede tamamlamak istiyoruz.

Uğur Dündar, "Savunma el bombalarından söz ettiniz. Poyrazköy'deki kazılarda bulunan el bombalarının kafile numaralarını taşıyan benzeri mühimmat Emniyet’e verilmiş olabilir mi?" yönündeki soruşa Başbuğ "Daha ilk raporlar gelmedi. Size bir şey söylemeyeceğim. Bu konuyu inceleyip söyleyelim. Dolu bulunan lav var orda. O lavların bir tanesinde bir stok numarası olan SAT komandolarının envanterinde yok. MKE tarafıondan üretilen lav silahları sadece Türkiye içinde üretilmiyor. Yabancı ülkelere de satılıyor. Her lavın üzerine stok numarasını vurduğumuz zaman bu sorun ortadan kalkacak." diye cevap verdi.

29/4/2009

EN ÇOK SATAN GAZETE SLOGANINA YASAK GELDİ

Posta Gazetesi uzun zamandır reklamlarında "Türkiye'nin En Çok Satan Gazetesi" ibaresini kullanarak hem okuru, hem de reklam vereni yanıltıyordu. Oysa gerçekte çok uzun zamandan beri Zaman Gazetesi başta olmak üzere bir çok gazete Posta'dan fazla satıyordu.

14 Nisan 2009 tarihinde toplanan Reklam Kurulu Posta gazetesinin bu reklamları durdurma cezası verdi.