« Önceki | Sonraki »

2/10/2008

Yoldayım iyiyim

Şafakta yola çıkışların ürperten güzelliği... Özlemişim bu duyguyu.
Özlemişim bu duygunun insanı dirilten gücünü.
Araba vapuruna girip kontağı kapattığım an şöyle bir durup birkaç saat önceki halimi hatırladım.
Bayramda İstanbul'un keyfini yaşama hayaliyle yatağa girmiştim.
Fakat garip bir sonbahar hüznü çöküp uykumu kaçırmıştı.
Çoluk çocuk olsa, sabaha yapılacak ne çok şey bekliyor olurdu beni! Nasıl "şekerli" bir bayram havası sarardı benliğimi!
Ama biliyordum ki, bir iki bayramlaşmadan sonra modern hayatın tatil günlerine has çarkları işlemeye başlayacak ve beni hüznün yanında bir de ağır bir uyuşukluk hali teslim alacaktı.
O yüzden yataktan fırladığım gibi üstünkörü bir valiz hazırlayıp yola çıkmıştım.

Özgürlük bir gerçeklik mi, eylem mi, yoksa hayal mi?
Şimdi bunun tartışmasına girmeyeceğim.
Ama uzun yola çıkmanın insana derin bir özgürlük hissi verdiğine kalıbımı basarım!
Sanki hem sihir hem keramet!
Çünkü yola düşmek demek...
Gitmek demek...
Hani Mor ve Ötesi şarkısındaki gibi "aldım, verdin, ben seni yendim" dünyasını arkanda bırakıp uzaklaşmak demek!
Bir süreliğine de olsa!..


Haşmet Babaoğlu'nun yazısıdır_

14/9/2008

Ölüm ilanının düşündürdükleri

İlanı Yeni Asır'da gördüm;

Sevgili Karıcığım,
İlk tanıştığım günden, SENİ kaybedinceye kadar;
İşe giderken aceleden, işten eve geldiğimde yorgunluktan SENİNLE yeterince ilgilenmediğime,
Sözleştiğimiz saatlere uymayarak SENİ beklettiğim zamana, SEN konuşurken konuyu sonuna kadar dinlemeden sözünü kestiğime,
Doğum ve evlenme yıldönümü kutlamalarının çoğunu 'daha sonra' diyerek, SENİN hazırlıklarını dikkate almadan ertelediğime, SANA zaman zaman ters ters baktığıma,
Kaşlarımı çatarak hiddetlenip SENİ ürperttiğime,
Özel ilgi beklediğin an ve zamanları fark etmediğime, umursamadığıma,
Hamilelik ve rahatsız olduğun dönemlerde yeterli ilgi ve şefkati SENDEN esirgediğime,
Bayramlarda ve özel günlerde SENİN arkadaş ve akrabalarına benden yapmamı beklediğin kadarını yapmadığıma,
Benim iyiliğim, mutluluğum, sağlığım için dikkatin, itinan ve fedakârlıklarına yeterince teşekkür etmediğime,
Aslında SANA içimdeki SEVGİMİ yeterince haykırırcasına hissettirmediğime,
Seni doya doya sevmeyi ertelediğime
PİŞMANIM.
Allah'tan rahmet diliyorum, nur içinde ol!.
Kocan M. Cihangir Hür
(Benim pişmanlıklarımı bu yazıyı okuyanların duymaması için, eşlerin birbirine yeterince ilgi göstermelerini ve benim eşime rahmet dileyip Fatiha okumalarını dilerim.)

İlanı okurken babamı hatırladım.. Annemin öldüğü geceki babamı..
Öylesi derin bir ızdırap içindeydi ki, annemi unutup onun peşine düşmüş, eve doktorlar yığmıştık, babamın en yakın dostlarının yanında.. Ama teselli kabul etmiyordu. Kalbi vardı, her an onu da kaybedebilirdik. Doktorlar aralarında fısıldaşıp uyumasına karar verdiler. Bir iğne yaptılar.. Babam hissetti. Baş parmağının tırnağını ortasından kırdı ki, o müthiş sancı uyumasını engellesin..
Üstelik annemin son günlerini yaşadığını aylardan beri biliyordu, hazırlıklıydı..
"Bu nasıl bir sevgidir" diye düşündüm önce.. Sonra inanır mısınız, içimde bir öfke de kıpırdadı..
Yanına gidip "Baba, annemi bu kadar seviyordun da, yaşarken kendisine niye göstermedin" demek geldi içimden..
"Erkek adam duygularını saklar!.."
Anadolu erkeğinin geleneğidir bu.. Babam, hele de Çerkes delikanlısı Fuat öyle büyümüştü.. Biz de öyle büyüdük..
Ölesiye sev.. Ama ölesiye renk verme.. Bırak anlayan anlasın!..
Oysa sevgiyi söylemek, sevgiyi göstermek, sevdiğini sevgi denizinde boğmak, sevginin kendisi kadar güzel, sevginin kendisi kadar kutsal!..
"Seni seviyorum" demenin, diyeni, denilenden daha çok mutlu ettiğini öğrendiğimde yaşım kırkı geçmişti, ne yazık ki!..
Hepimiz öğrenmeliyiz.. Ölüm ilanlarını beklemeden!..

Hıncal Uluç'un Sabah Gazetesindeki yazısıdır.

11/9/2008

Ucuza "Alo" demenin yolları

Sabit telefonlardan arama yapılırken numaranın önüne eklenen 1045, 1099, 1095 ve 1056 numaraları sayesinde, görüşmelerde yüzde 80'e varan indirim gerçekleştirilebildiği bildirildi.

Türkiye'de 2007 yılının ekim ayında başlayan ''arama bazlı operatör seçimi sistemi'' sayesinde, sabit telefon aboneleri faturalarını önemli ölçüde düşürebiliyor.

İndirimli arama, bir abonelik ya da aktivasyon başvurusu yapılmadan, her sabit telefondan gerçekleştirilebiliyor. Bunun için, kullanılan telefonun StandartHATT, KonuşkanHATT veya ŞirketHATT tarife paketlerinden birinde olması ve şehirler arası ya da milletler arası aramaya açık olması yeterli.

Şehirler arası, milletler arası ve cep telefonu aramalarında kullanılabilen indirimli arama hizmetini, Millenicom firması 1045 numarasıyla, Superonline 1099, Netone Telekom 1095 ve Koç.net ise 1056 numarasıyla veriyor.

ARAMAYI GERÇEKLEŞTİRME VE ÜCRETLER
İndirimli aramayı gerçekleştirmek için önce söz konusu firmalardan birisinin 4 haneli numarasını sonra aranacak numarayı çevirmek gerekiyor.

İndirim oranları firmadan firmaya değişiyor. Genel olarak,
Türkiye'deki cep telefonlarını aramak yaklaşık yüzde 20-35, şehirler arası aramaları gerçekleştirmek yüzde 15, milletler arası aramaları gerçekleştirmek ise ülkeye göre yüzde 7 ile 80 arasında değişen oranlarda indirimli. ABD, Avrupa ülkeleri ve Çin yüzde 35, Rusya yüzde 50, Bahama gibi bazı ülkeler de yüzde 82 oranında indirimli aranabiliyor.

Aramalar için, söz konusu indirimli ücretler dışında Türk Telekoma herhangi bir ücret ödenmiyor. Sistemin avantajlı fiyat sunması ise görüşmelerin internet üzerinden aktarılması ile mümkün oluyor.

Aramaların faturası, Türk Telekom faturasıyla birlikte ikinci bir fatura olarak geliyor. Ödemeler ise Türk Telekom faturalarının ödenebildiği yerlere yapılıyor, otomatik ödeme talimatı varsa otomatik olarak gerçekleşiyor.


Kaynek: Anadolu Ajansı

9/8/2008

Türkiye'nin Güzellikleri

Türkiye'de çok güzel şeyler de oluyor.. Yaşamaya, yaşatmaya değer şeyler.. Hayata hayat, cana can katan şeyler.. Yazılmaya, okunmaya layık şeyler..
Ama biz nedense en karamsar, insanın ruhunu en karartan gazeteleri yapmak için yarışıyoruz, Babı Ali'de.. Bugüne has değil ha.. Gerçi bu günlerde doruklara vardırdık, alayımız kötü haber bülteni gibi çıkmaya başladık ama, ben gazeteciliğe başladığım yıllardan beri böyle bu..
Kötü haberin okunduğu, dolayısıyla kötü haberin sattığı inancı var.. İyi haberleri yazmak, büyütmek, hatta ayıp..
Neden?..
Başarıda en önemli unsur moral değil mi?..
Her gün felaket, her gün felaket.. İnsanda moral kalır mı?.. Yani bu memlekette hiç mi iyi şey yok?..
Var..
Hele de İstanbul harika bir yaz yaşıyor.. Tam bir kültür başkenti olmaya layık bir yaz programı var.. İnsan nereye gideceğini, hangisine yetişeceğini şaşırıyor.
Paris'e, Londra'ya, Viyana'ya indiğimde böyle olurdum.. Kent programına bakıp hangisine gideceğimi şaşırırdım..
Bu yaz İstanbul öyle..
Arena'da harika konserler var.. Açık Havada harika konserler var.. Rumelihisarı'nda harika konserler var.. Sortie'de harika konserler var..
Her cinsten.. Her türden..
İdil Biret de var.. Mustafa Sağyaşar, Adnan Şenses, Selami Şahin'li meydan faslı da..
Ayni gece bir yanda Enbe Orkestrası harikalar yaratıyor.. Öte yanda Fahir Atakoğlu, ziyafet çekiyor..
Süper Star Ajda, Mega Star Tarkan, bana sorarsanız günümüzün en gerçek starı Ferhat Göçer.. Sezen, Sertab.. Enrico Macias var..
Müthiş müzikaller var İstanbul yazında.. Efsane Lüks Hayat.. Unutulmaz Keşanlı Ali Destanı.. Broadway müzikallerinden seçmeler gecesi var ki, kaçmaz, kaçırılmaz..
Her çarşamba, perşembe, cumartesi, Q Jazz Bar'da mesela, Boğaz'ın enfes manzarasının yanında muhteşem bir tenor var, Murat Karahan.. Delikanlı 3 saat söylüyor.. Nasıl söylüyor, neler söylüyor, anlatılmaz.. Gitmek gerek.. Dört defa gittim. 14 defa daha giderim.. Öylesi..
Kimi ister, neyi ararsanız var İstanbul'da.. Yeter ki zamanınız ve paranız uysun..
Bedava olanları da var.. Genç Turkcell'in sponsor oldukları..
Gidemediklerime, kaçırdıklarıma mı üzüleyim.. Gittiklerimi mi anlatayım size..
Fahir Atakoğlu konseri muhteşemdi.. Yani nasıl bir müzik ziyafeti.. Son CD'si İz'in izini sürerek..
Müthiş bir yaylılar gurubu eşliğinde bestelerini çalıyor Fahir.. Nasıl bir keyif, nasıl bir coşku içinde çalıyor.. Yaptığı işten nasıl keyif alıyor.. O zaman siz de coşuyorsunuz..
CD'de eşlik edenler, Sezen dışında konserde de var.. Levent Yüksel bayıldığım bir şarkı söylüyor.. Sır.. Sertab Fahir'le bir komedi şov yapıyor, iki arada, bir derede.. Bir zamanlar bol reklam cıngılları yapmışlar.. Onlarla, yani kendileriyle dalga geçerek.. Asıl şarkıları, İstanbul ve Lal!.. İstanbul'da Sezen'in yorumunu özlediğimi hissediyorum. Lal'de muhteşem Sertab..
Tarkan da bir Sezen şarkısıyla katılıyor, plaktaki gibi.. Alaturka.. Türk popunun gelmiş geçmiş en sevdiğim şarkılarından biri.. Tarkan çok çok iyi.. Ama benim oyum gene Sezen'den yana oluyor.. Bu arada Tarkan'ın çok klas jestinin altını çiziyorum..
Konser bitmiş.. Seyirci coşmuş.. Herkes ayakta.. Fahir, Alaturka bisiyle bitirmek istiyor.. Tarkan şarkıya başlıyor ama bir kuple okuduktan sonra sahneden sessizce ayrılıyor, kuliste okumaya devam ederek.. Fahir'i sahnede tek başına bırakıyor.. Çünkü o gece Fahir'in gecesi.. O yüzlerce insan Fahir'e, onu alkışlamaya gelmişler.. Sahne, rol çalmanın gereği yok.. Bu jesti bugüne dek kaç sanatçı yaptı ki..
Nilüfer'in mikrofonunda mı arıza vardı, bilemem.. Sözlerinin bir tekini bile anlayamadım. Ertesi gün CD'de izledim.. Çok güzel bir şarkı.. Nilüfer de iyi okumuş, plakta..
Ertesi gece Arena'daydım bu defa Ferhat için..
Bu adamı dinlemeye doyamıyorum.. Kimse doyamıyor zaten.. Gene tıklım tıklımdı Arena..
Nessun Dorma söyledi.. Dök Zülfünü Meydana Gel söyledi.. My Way söyledi.. Bana her defasında Kazım Baba'yı hatırlatıp ağlatan Cennet'i söyledi.. Yani müzikte kaç tür varsa, hepsinden söyledi.. Kaç kişi yapar, yapabilir bunu..
Finale gelirken "Yerinizden kalkın.. Öne gelin" dedi.. Sahne önü boş.. Oraya yığıldık.. Bir rock çılgınlığı başladı.. Bizi bir sallamaya başladı, yuvarlanmamıza ramak kalarak.. Yarım saate yakın Ferhat'le birlikte bağıra çağıra söyleyip, dans ettik.. Bittik, bittik.. İmdadımıza, BKM'ci dostumuz Necati Akpınar yetişti.. Bir yerden sipariş etmiş, çorbalar geldi, denizin kenarına dizilmiş masalara.. Ferhat ve tüm dostları yığıldık.. Bir şenlik de orda..
İstanbul'u yaşamak.. Güzel ülkemi güzellikleriyle yaşamak.. Bu güzellikleri hiç yaşayamayanlara da anlatmak..
Benim güzel Türkiyem.

Hıncal Uluç'un yazısıdır

futbol Blog